Archive for the ‘Uncategorized’ Category

Hı hı ondan…

Onca ay boşuna, onca yıl boşuna, onca gün boşuna.

Ümitlenmeyin dostum var diye.

Nasılsa ihtiyacınız olduğunda kaybolacak gidecek…

Tıpkı dilek tutarken ümit verip de dilek gerçek olmayınca ortaya çıkmayan o yıldızlar gibi.

Ve karanlığa fısıldayacaksınız gözyaşlarınız içinde:

Senden nefret ediyorum!

Bazı Şeylere Giriş Yapmak Lazım

Yorgunluğun ne olduğunu bilir misin? Stresin? Stres, yazılıdan bir gece önce saatlerce ağlayıp, 6 saatlik uyku ve sürmenajın eşiğinde bir beyinle matematik yazılısında mal bir soruyu çarpanlarına ayırmaya uğraşmaktır. En azından benim için. Bu sırada sesin kısıktır ve alçak sesle konuşurken genelde sapıklar gibi fısıldarsın. Arada bir iki hocanın kaprisiyle uğraşırsın, ertesi güne defter tamamlar, o arada da biyoloji çalışırsın. Hayatında ilk defa teşekkür alırsın; herkese umursamıyorum dersin ama hesap yapmaktan uykuların kaçar. Bu sırada da işte aklına iki üç tane hikaye cümlesi falan gelir, yazılıların açıklanmasından resmen korkarken; bir kenara karalamaya çalışırsın işte o cümleleri. Benim hikayem de öyle başladı, aslında tüm hikayelerim bu tip bir ortamda çıktı. Mal mal bir durumda olur, aptal saptal bir blog açar, saçmalarsın işte, şimdi okuduğun tüm saçma şeyler gibi. Facebook, Ekşi Sözlük, MSN derken artık iyice mallaşmışsındır. Ertesi günü düşünmezsin, fakat tamamlaman gereken son bir defterin daha vardır. 15 gündür her akşam ders çalışmaktan mal olmuş bir vaziyette, 2 aydır geçmeyen bir baş ağrısına hayatında etmediğin kadar küfreder, 15 günde nasıl küfürbaz olunurmuş onu öğrenirsin. İşte, arada bir uykun gelir, uyuyabilirsen uyur, bir rüya görür ve bir hikaye yazarsın. Asla sahip olamayacağın güçlerin olur o hikayede, mesela vampir olursun. Seni kimsenin sevemeyeceği kadar seven bir vampir daha olur ve ne ironiktir ki seni vampire dönüştüren odur. Bu yüzden sen ona küsersin, çünkü sen vampirlikten nefret edecek kadar aptalsındır, ikiniz de depresyondan bir hal olursunuz, majör depresyondan girer manik depresyondan çıkamazsınız ve birbirinizi bulur, size kötülük yapan adamlara karşı savaşırsınız.

Hayır. Böyle bir vampir romanı yazmak istemiyorum ben.

Mümkünse benim vampirim, sevdiği kişiyi vampir yapmasın kardeşim. Karizma paçalarından akıyor olabilir, günümüz standartlarında bir Bradley James’i yakışıklı kabul edersek, vampirimiz taş da olabilir ama sevdiği kişiyi vampir yapmayacak. Akıllı adam olacak akıllı. Felsefik felsefik laflar edecek. Bir nevi Hellsing’in Alucard’ı gibi ama az daha karizma olmasında zararlı yok zira daha psikopat yapamam onu. Esas kızı da vampir ve vampirlikten mutlu bir karakter yapmak istiyorum, bıktım çünkü vampirliğinden nefret eden vampir karakterlerinden. Bu yani olayım. Yazacağım da ne ara. Nasıl tanıştıracağım ben bu iki karakteri? Allah allaaaah… Neyse 21 günüm var önümde. Bir 20 bölüm yazsam keşke uzun uzun. Sonra da gider kitap yaparım. Bence iyi satar. Ama filmi olursa Bradley James baş vampirim olur söyleyeyim. Cast belli, yönetmeni düşünme aşamasındayım, hikayenin sonu belli ama başı yok! Cinnet geçirmemek elde değil.

Eflak taraflarından Voyvoda Vlad Tepes III’ün eşi Königin Stein – Tepes mutlulukla bildirdi.

(bu bitiriş tarzını şahsıma bilmeyerek öğrettiğinden mütevellit Sayın BliHack’e teşekkür ediyor, en kısa zamanda mükafatlandırılacağını bildiriyoruz. Bir kale male bir şey veririz yani. 😛 )